Düzen Makamı

makam imtihanı

Çalıştığım bir kurumdan meslektaşım, aynı zamanda hocam bir bakanlığa müsteşar olarak atanmıştı. Makamına oturduktan bir müddet sonra hayırlı olsun ziyaretine gittim. Özel kaleme uğradım. Büyük bir kalabalık var. Özel kalem ismimi aldı. Biraz beklemem gerektiğini söyledi, bekliyoruz. Önemli bir bakanlık olduğu için iş yoğun, makama giren çıkanın haddi hesabı yok. Yanımda benim gibi bekleyen bir kişi sürekli konuşuyor. Bu kadar bekletmenin yanlış olduğunu, hâlbuki bir tebrik edip çıkacaklarını, bu makamlara gelenlerin de hep böyle yaptıkları konusunda söylenip duruyordu. Müsteşar büyük ihtimalle onu hiç tanımıyordu. Davette edilmemişti.

Nihayet sıra bize geldi. Bir grup insanla beraber içeri kabul edildik. Bahsettiğim arkadaş yine konuşmaya başladı; “Efendim, sizin buraya atanmanız ne büyük isabet. Sizinle büyük işler yapacağımıza inanıyorum. Bütün bakanlık sevinç içinde” ve buna benzer bir sürü yalan. Müsteşar bey de ondan aşağı kalmadı; “Bakanlığı tanıdığını, çok kıymetli insanların olduğunu bildiğini, başarıyı beraber yakalayacaklarını söylüyor, bir gözüyle de bana tebessümle bakıyordu.

Şaşkın şaşkın bir ona baktım bir öbürüne baktım. İkisi de söylediklerine inanmıyorlardı. Âmâ düzenin böyle işlediğini biliyor, rollerini oynuyorlardı.

Tebrik ettim, kalktım.