Kıbrıs’ta Rumların Çözüme Engel 9 Talebi

kıbrıs müzakereleri

Son 1 kaç aydır, Kıbrıs görüşmeleri bir başlıyor bir bitiyor. Aslında ilerleme olmamasının sebepleri gayet basit. Türk tarafı olarak haklı olarak oluşabilecek muhtemel bir birleşmenin ancak 2 bölgeli, eşit haklara sahip 2 milletli yeni bir ortaklıkla mümkün olduğunu düşünüyor ve bundan taviz vermenin Kıbrıs Türklüğünün geçmişte yaşadıklarını tekrar yaşamasına sebep olacağını düşünüyoruz.

Peki Rumlar ne istiyor da her müzakerede Türk tarafı yeni tavizler vemiş olmasına rağmen, Rum liderler çözümsüzlükte ısrar ediyorlar.

1. Kıbrıs Rum tarafı çözümü, yeni bir ortaklıkta değil, Rumların hakimiyetindeki tarihe gömülmüş Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında görüyor. GKRY eski lideri Hristofyas “Bize söylemek istedikleri gibi yeni bir devlet yoktur. Yeni bir devlet haline dönüşecek Kıbrıs Cumhuriyeti vardır” diyordu. GKRY dediğimiz bölgeyi Dünyanın Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıdığını da belirtelim.

kıbrıs müzakereleri
Komünist Rum Lider Hristofyas ve ideolojik olarak ona yakın olan KKTC 2. Cumhurbaşkanı M.Ali Tala

2. Rumlar anlaşma gibi bir niyetleri olmadığını zaten söylemekteler. Eski Rum lider Klerides bakın ne diyor: “Yıllarca masaya oturduk ama anlaşma niyetimiz yoktu. Hiç bir anlaşmaya da imza atmadan, laf olsun diye görüşmeleri devam ettirdik ve her seferinde de Türkleri anlaşmazlıkla suçladık.” Bu 10 yıl boyunca GKRY lideri olan bir adamın kendi sözleri. Çözüm denilen olguya bakışı bu şekilde olan bir yönetimle anlaşmaya varılabilmesi mümkün mü!

Eski Rum lider Klerides

3. Rumlar 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin devam edeceğini, ancak bunun yeni bir devlete dönüşeceğini söylüyorlar. Dönüşümden anladıkları da çok ilginçtir best price for viagra 100mg. 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin 3 garantörü vardır. Bunlardan bir tanesi de Türkiyedir. Rumların dönüşümden anladığı bu garantörlüğün ortadan kalkmasıdır. Sanki Rumlar Kıbrıs Cumhuriyetinde Türklere karşı soykırıma girişmemişler, binlerce insanımızı katletmemişler gibi, sorunu Türkiye’nin yaptığı müdahaleye bağlayıp, “Garantörlük kalkarsa Türkiye bir daha müdahale edemez ve sorun da kalmaz” diyecek kadar pişkin ve ahlaksızdırlar.

4. Bugünün GKRY Lideri Anastasiadis ise göreve gelir gelmez “Türkiye Akdeniz doğal gazına karışmasın, kapalı Maraş’ı bize geri versin, işte o zaman AB’deki vetomuzu kaldırmayı düşünebiliriz ” diyebilecek kadar şımarıktır. Rumların bu şımarıklığına kimse dur diyemediği için bugün Güzelyurt ve Karpaz bölgesini de istemekte bir beis görmemektedirler.

5. Bir diğer Rum engeli de “her konuda anlaşmaya varmadan, hiçbir konuda anlaşma sağlanmış sayılamaz” ilkesidir. Kıbrıs sorunu gibi girift bir konuda bu görüşün ortaya atılması Rumların niyetlerinin ortaya koyan bir başka delildir.

6. Müzakerelerdeki bir başka zorluk ise, mülkiyet konusudur. Biz bu konunun takas ve tazminat yoluyla toplu olarak çözümünden yanayken, Rum tarafı konunun bireysel olarak ve iade yöntemiyle çözümünü savunmaktadır.

kktc
Bölünmüş Kıbırs Sınırları

7. Gazetelerde, İnternet sitelerinde hep haritalar görmektesiniz. Medyamız ne yazık ki ya gazetecilerin cahilliğinden ya da bilinçli olarak “Bir miktar toprak vereceğiz, bunun karşılığında Kıbrısta 2 milletli tek bir devlet olacak, herkes kendi tarafında yaşamaya devam edecek ” gibi bir algı oluşturmaya çalışmaktadır. Halbuki o gördüğünüz haritalar, oluşturucu bölge sınırlarını göstermektedir. Türk tarafı, Akıncı’ya kadar iki kesimlilik ve iki ayrı halkın yoğun olarak yaşadığı bölgelere göre sınırların belirlenmesi istemekteydi. Mülkiyet konusundaki takas yöntemiyle de bu sağlanmış olacaktı. Ancak Rum tarafı için oluşturucu bölge sınırları, kalıcılık arz etmemektedir. Zira onlar mülkiyet sorununun çözümü için ortaya attıkları bireysel çözüm yöntemiyle bu oluşturucu bölge sınırlarını da kısa sürede yok edip adanın tüm bölgelerine hakim olmayı amaçlamaktadırlar. Anlaşmazlığın temel sebebi sınırların büyüklüğü değil, Rumların ulaşmak istedikleri neticedir.

Oluşturucu Bölge Sınırları

8. Rumlar, bu işgal planına ek olarak, adaya Türkiye’den yerleşmiş herkesin Türkiye’ye dönmesini talep etmektedir. Türk tarafı ise bunun sayıca sınırlı olması gerektiğini savunmaktadır.

9. Türk tarafı takvimlendirmeyi savunmaktadır. Ve de uluslararası hukuka göre de haklı olduğunu düşündüğünden, uluslararası toplumun hakemliğine başvurulmasını istemektedir. Rum tarafı, AB üyeliğini kazanmış olmasına, Türk devletinin Dünya çapında FETÖ lobisinin saldırısı altında olmasına rağmen , bu isteğe şiddetle karşı çıkmaya devam etmektedir.

denktaş
KKTC 1.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş

Elbette bu 9 maddenin üzerine eklenebilecek başka hususlar da var. Ancak yukarıda saydığımız maddelerin birkaç tanesi bile çözüm hakkında Rum zihniyetini ortaya koymaktadır. 1984 yılında BM Genel Sekreteri Javier Perez “Birleştirilmiş Belgeleri “, 1992 yılından Genel Sekreter Butros Gali “Fikirler Dizisi”‘ni, 2004 yılında Genel Sekreter Kofi Annan, “Annan Planı”‘nı hazırlamıştır.2008 yılında  da “21 Mart süreci” yaşanmıştır. Denktaş döneminde Türk tarafı, 1984 BM planını müzakere etmiş ancak bundan 2004 yılına kadar Rum tarafının mantıksız ve hukuksuz istekleri karşısında asla taviz vermemiştir. Ancak 2004 yılındna bu yana her görüşme masasına Türk tarafı daha fazla taviz vererek oturmakta, Rum tarafı ise daha fazla şey isteyip masadan kalkmaktadır.

Türk milleti ve Kıbrıs Türk halkı sorunun kaynağını iyi anlamalı ve kendisinde kabahat aramaktan vazgeçmelidir.