Şirin Kırşehirim

kırşehir

Doğma büyüme Ankara’lıyım. Anne ve babadan dolayı da Kırşehir’liyim. Kırşehir ile ilgili hatıralarım ise 1965-1968 yıllarını kapsar.

Ankara Caddesi üzerinde, eskiler bilir, Dr.Sami Bey’in evinin karşısında eski Kırşehir evlerinden birinde oturduk. Ev rahmetli büyükbabama aitti. Çatısı topraktan damdı. Her sene ev akmasın diye kaya tuzu dökülür “Lo” denilen silindir bir aletle sıkıştırılırdı.

Ankara Caddesi şehrin en önemli caddesiydi. Cadde üzerinde Valilik, Belediye, Adliye ve Postahane gibi Devlet kurumu binaları bulunurdu. Şehre ait iki kapalı sinemadan biri, ıki adet açık hava sineması yine bu caddedeydi. Vilayetin bütün sosyal hayatı burada yaşanırdı. Gevrek Ahmet’in lokantası o günün şartlarına göre yemek yenebilecek en iyi lokantaydı. Daha sonra bir lokanta daha açıldı. Şehir turnelerine katılan sanatçıları hep bu lokanta da görürdük.

Dr. Sami Bey’e ait iki katlı bina şehrin en güzel binasıydı.En üst katında kanaryalar için bölüm vardı. Sami Bey şehrin yabancısıydı.Genç bir eşi ve iki çocuğu vardı. Ailesi genellikle Kırşehir’de  yaşamazdı.Çocuklarını yazın görürdük. Zenginliklerine imrenirdik.

Meşhur Ahi Evren Veli’nin türbesi hemen evimizin karşısındaydı. O zamanlar türbe bakımsızdı. Etrafında mezarlar vardı. Biraz ürkerdik. Buna rağmen gece türbenin içinde ve dışında oynardık.Türbenin hemen yanında çeşme vardı. Her gün bu çeşmeden su doldururduk. Babam çeşmenin suyundan yapılmış çayı çok severdi. Türbenin hemen yanında belki de şehrin tek pastanesi vardı. O pastanenin pastaları çok hoşumuza giderdi. Pastacının oğlu samimi arkadaşımdı. Şimdi maalesef adını bile hatırlamıyorum.

Evimizin hemen yanında “Kervan Sineması” ve biraz ileride “Yeni Sineması” vardı. Kıyasıya bir rekabet vardı. Öğleden sonra  taksilerin üzerindeki hoparlörle”Dikkat dikkat” ile başlayan akşam oynayacak filmin reklamı yapılırdı. Akşam bizim damdan  filmleri seyrederdik. Film seyretmek için evimize akrabalardan misafir bile gelirdi.Valilik binası yeni yapılmıştı. Babamın iş yeri daha sonra bu binaya taşındı. Duydum ki bu bina yıkılmış. Valilik binasının karşısında Adliye vardı.

Ankara Caddesinin sonunda Devlet hastanesi vardı.Bina halen duruyor.Ancak yeni bir hastane daha yapılmış .Ankara Caddesi halkın her gün yürüyüş yaptığı tek caddeydi. Hastane ile Belediye binası arasında insanlar gider gelirdi.Cadde üzerinde Sülükçülerin kahvehanesi vardı. Hemen yanımızda bir açık hava kahve daha vardı ama yine onlara mı  ait olduğunu hatırlamıyorum. Babam orada zaman zaman arkadaşlarıyla oturur, oyun oynardı. Bir de Kel Basri’nin oyun salonu vardı. Langırt,masa tenisi ve bilardo oynanırdı. Genellikle talebeler gelirdi. Zaman zaman öğretmenler baskına gelir, talebeleri okula götürürdü. Bilardo oynamayı denedim ama pek beceremedim. Tenekeci Neşet’ in kapalı Saray Sinemasında çok hatıralarım var. Sinemaya girmek için para bulamazdık. Sinemaya bedava girmek için sinemayı süpürürdük. Bir çok siyaset adamını bu sinemada yapılan toplantılarda gördüm. Osman Bölükbaşı,Kasım Gülek v.s.

Yine aynı cadde de Berber Cevat’ın dükkanı, oğlu bana çok benzeyen bisiklet tamircisi amcanın dükkanı, Çemen satılan bakkal dükkanı.Galip Dayı’nın arzuhalci dükkanı.Ne renkli bir insandı.Onunla yıllar sonra ahbap oldum.Şimdi hepsi rahmetli oldu.Mekanları cennet olsun.Bu hatıralarımı tekrar yaşatmak için Kırşehir’ de bir tur atayım dedim.Heyhat ! Cumhuriyet İlkokulum,Valilik binası,TMO silosu dahil cadde üzerinde ki bütün binalar yıkılmış.Maalesef hemşehrilerim kusura bakmasın ne kadar çirkin binalar yapılmış,Güzelim İkiz arası kaybolmuş.Balık tuttuğumuz Kılıçözü çayı.Güzelim yemyeşil bahçelerimiz yerini beton hapishanelere bırakmış.Benim Kırşehir’im bu değil.Bari hatıralarımda koruyayım.