1 Fatiha Suresi – Hamd Etmek

Kuran-ı Kerim

1 nolu Sure olan Fatiha 7 ayettir. Kuran’an bununla başlar.

Beş vakit namazın her rek’atında okunması konusunda Resulullah’tan gelen rivayetler vardır. Bu sebepten Hanefi mezhebinde her rekatta okunması vaciptir. Namaz kılan çoğu Müslüman, bu sureyi günde kırk kere, hiç değilse on yedi kere okuyacaktır.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ – Bismillahirrahmanirrahim

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Besmele müstakil ayet midir, değil midir? Bu konu halen tartışılmaktadır. Ancak ayet sayısının 7 olduğu konusu genelde kabul görür ki ayet ve hadisle delillendirilmiştir. Besmeleyi ayet sayanlar sondaki 2 cümleyi tek ayet, besmeleyi ayet görmeyenlerse son 2 cümleyi 2 ayrı ayet olarak kabul ederler. Böylece ayet sayısı her iki durumda da 7 olur. Burada ilginç olan elimizdeki meallerin hemen hepsinde besmelenin fatihanın birinci ayeti olarak yer alması ancak namazlara 2.ayet olduğu söylenen “Elhamdü lillâhi rabbil’alemin” ayetiyle başlanmasıdır. Bunun sebebi Hanefi mezhep geleneğinde sureler arasında bulunan besmelelerin Kuran’dan ayetler sayılmaması, bunun Nebi (S.A.V) tarafından eklendiği düşüncesidir.

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ – Elhamdü lillâhi rabbil’alemin (1. veya 2. ayet)

El-hamdü kelimesindeki El takısı, bütün “hamd”ler anlamındadır. Peki Hamd ne demektir? Hemen bütün meallerde övgü olarak geçer. Karamanoğlu beyliği döneminde yapılmış tarihin ilk Türkçe mealinde de “ödgü” denilerek aynı şekilde tercüme edilmiştir. Türkçedeki övgüyü karşılayan 3 farklı arapça kelime bulunur. Bunlar; medih, hamd ve şükür. Türk insanı Elhamdülillah deyince Allah’a verdiği nimetlerden dolayı teşekkür ettiğini düşünür. Yani ilk aklına gelen şükürdür. Bunda Resullahtan gelen bir rivayetteki “Hamd,şükürdür” şeklindeki ifade de etkili olmuş olabilir. Bu rivayetteki söz gerçekten Resulun ağzından çıkmış olsa dahi , bu hamd kelimesinin sadece “nimetlere karşı minnet duyulması anlamına” geldiğini göstermez. Zira şükür kelimesinin, alınan nimetler karşılık yada sadece kişinin kendisine yönelik iyilikler için iyiliği yapanı övmesi anlamını taşıdığı söylenir. Yani iyiliği yapanın başkalarına karşı yaptıkları faaliyetlere dönük bir övme değildir. Halbuki Hamd bundan farklıdır.

Medih kelimesi ise hak etsin yahut hak etmemiş olsun, çaba ya da yeteneğine dayalı bir şey yapsın yahut yapmamış olsun, bir kimseyi övmeye denir. Yüce Allah bu iki kelimenin yerine  Hamd kelimesini kullanmıştır.

Hamd ise ;yaptığı işi güzel ve bizzat kendisi yapana olan övgüdür. Burada övülen hem elhamdülillah diyene iyilik yapandır hem de başkalarına.

Dil bilimsel olarak söylendiği şekilde baştaki -el takısı, hamd’lerin tamamını ifade eder.

لِلَّهِ  – lillâh

kelimesinin başındaki lâm edatını “aidiyet” manasına alıp hamdin ancak ve ancak Yüce Allah için yapılabileceğini bilmek ve bunu belirtmek gerekir.

Bu sebeplerden ayetten şu anlamda anlaşılması doğru olur :

Bütün övgüler yalnız, yaptığı her şeyi bizzat kendisi, güzel ve herkes için yapan Allah’adır.

Bir Müslüman Elhamdü lillâhi rabbil’alemin dediğinde, zihninde;

Her şeyi güzel yapan yalnız, varlıkların sahibi olan Allah’tır.

cümlesi canlanmalıdır. Böylece Müslüman Allah’ı hamd kelimesinin içerdiği anlamla övmüş olur. Türkçede “övgü Allah’a dır” demekle bir övgü yapılmadığı ortadadır. Üstelik övgü anlamındaki diğer bir kelime olan Şükür kelimesine kimse aklında “övgü sana olsun” diye bir anlam yüklemez. Şükrettiğimde insan, kavuştuğu nimetlerden dolayı

Elhamdülillah dediğimizde;

  • Övülmeye layık bir iş yaptığımızda övgünün Allah’a olması gerektiğini, zira bizi o konuma kavuşturan bütün sebeplerin ve yaratılışın Allah’tan dolayı olduğunu dillendirmiş oluruz.
  • Bize bir nimet verdiğinde, onu böylece överek, bu nimetin yaratıcısının o olduğunu dillendirmiş ve verdiği nimeti ondan bilerek, ona şükretmiş oluruz. Dolayısıyla Elhamdülillah şükür anlamına gelmiş olur.
  • Kendimizi olağanüstü özellikler sahibi, üstün başarılı bir varlık olarak görmekten uzak tutup, başarının sahibi ve lütfedicisine boyun bükmüş oluruz.